22 Haziran 2011 Çarşamba

Uyandı

1 saat kadar önce kendine geldi. Sanki hiç bir şey olmamış, bir gün boyunca bilinçsiz kalmamış gibi. Tatlı tatlı gülümsedi . Bu kez basınç dışardan alınmadı üstelik bu ne büyük bir sevinç böyle. Küçülme ölçülebilir boyutlara ulaşmış. Ona müjdeyi verdim. Bana gülümsedi demek ilaçlara biraz daha devam edeceğiz dedi. Ilaçları sevmiyor. Yan etkileri çok ağır. Ama geçenlerde istifra ettikten hemen sonra bak dedi bana görüyorsun ya yaşamanın da bir bedeli var. Var yoldaş ve belki sadece bu sebepten isyan ederim sen zaten o bedeli ödedin daha ne kadar ödeyeceksin. Yine de hiç bir şey bu gece neşemi bozamaz. O iyi ve daha iyi olacak. Bir de benden bilgisayarını istedi. Bu gece vermedim ama somurtuyor. Blogumdan haberi var ve bakmak istiyor. Eninde sonunda görecek hatta göreceksin. Lütfen burayı okursan kızma. Benim yerime koy kendini. Sen tek başına kaldırıyorsun ama ben sen değilim. Kimse duymasa da bilmese de birileri ile paylaşabilme ihtimaline bile muhtacım. Tek başıma gücüm yetmiyor. Umarım anlarsın. Hem ben mutluyum dostum.

4 yorum:

  1. Hiç öyle kizamaz, ben destek kuvvet olarak boy gösteririm :) devam..

    YanıtlaSil
  2. Öyle şartlar koydu ki işim çok zor :) tanıdık kimse burayı bilmeyecek, isim şehir zaman olmayacak vb hepsine tamam dedim. O şartla kabul etti. Bir de yaratıcılığımı geliştirmem için firsatmiş başka konularda yaz dedi. Ah canım benim :) destek için teşekkürler bak dostum yalnız değilim bu kez işin zor :)Öyle şartlar koydu ki işim çok zor :) tanıdık kimse burayı bilmeyecek, isim şehir zaman olmayacak vb hepsine tamam dedim. O şartla kabul etti. Bir de yaratıcılığımı geliştirmem için firsatmiş başka konularda yaz dedi. Ah canım benim :) destek için teşekkürler bak dostum yalnız değilim bu kez işin zor :)

    YanıtlaSil
  3. Aaaa! telefonla göndermiştim nasıl oldu da iki kere yadım ben böyle?

    YanıtlaSil
  4. Bir zamanlar uçuyordum...23 Haziran 2011 03:16

    Sevgili dostum; Ne güzel; blog açmışsın. Ama böyle bir bloğu herhangi bir kişi üzerine kurmaktansa mesela yazılarını, paylaşımlarını, hayata dair tüm düşlerini yazmalısın buraya. Eminim o kişi de böyle isteyecektir. Kimse bir başkasının hayatının güncesi olmak istemez. Üstelik bu seni daraltır. Zayıflatır, yalnızlaştırır.
    Zeytin ağacı dikmek çok güzel bir isim. Nazım'ı hatırlatıyor. "Mesela yetmişinde bile zeytin ağacı dikeceksin" Böyle söylüyordu "Yaşamaya Dair"inde usta. Zeytin ağaçları dik sen de... Yaşam figüranların çarpıştığı koca bir sahne, ve herkesin sonu inan kesişiyor bir diğerinin başlangıcıyla. O yüzden Sonu sendedir dostum. Bana güven. Sonu sende. Artık hayata dair yaz. Bir başkasının direnişi en iyi ihtimalle bir üzüntü ya da sevinç sebebidir. Oysa hayat koca bir bütünlük. Ne üzüntün ne sevincin tek başına bu kadar yer tutmamalı.
    Sevgilerimle...
    Ps: Tabletim her zaman yastığımın altında :)

    YanıtlaSil