13 Haziran 2011 Pazartesi

Albatros İyi...


Dün gece boyunca Albatros’un yanı başındaydım. Kemoterapi vücudunu güçsüz düşürmüştü. Zorlukla konuşuyordu. Seçim sonuçlarını bekliyordu. Ben kendime bir buzlu çay yapmıştım. Albatros’un tatlı mı tatlı köpeği Marseilles’e de biraz mama verdim. Albatros bana zorlukla artık gitmemi istediğini söyledi. Başka zaman olsa kesinlikle bu isteğini yerine getireceğimi ama şu anda böyle bir isteği yerine getiremeyeceğimi söyledim. Bana yalnız kalması gerektiğini, bu süreci yalnız atlatması gerektiğini Marseilles’i de almamı ve gitmemi söyledi. Ailesi ile bile paylaşmadığını anlattı. Neredeyse onu dinleyecektim. Neredeyse yine beni etki altına alacaktı. Tam kalkmak üzereydim ki birden bilincini kaybetti. Başı düştü. Ne hale geldiğimi anlatacak söz bulamıyorum. Hemen telefonda ki numarayı aradım. Bana söylediklerini yaptım. Bu doğal diye karşıladı. Basınçtan kaynaklanıyormuş. Gece boyunca o haldeydi. Sabaha doğru kendine geldi. Gülümsüyordu. İlk söylediği şey ise gitmem gerektiğiydi. Canım Albatros, seni bırakır mıyım ben.
Şimdi uyumalıyım. Albatros daha iyi. Ben tükendim. Fak.den iki hafta daha izin alacağım. Veya kovsunlar beni. Çok umurumda değil. Marseilles burnumu yalıyor. Ne tatlı şey bu böyle!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder