Albatros ve ben gidiyoruz. Albatros kusmalarına devam etse de bilinci açık iki gündür. Artık onun için daha iyi olacağını inandığım bir şehre gidiyoruz. İstanbul için hazırlık yapıyoruz. Gece uyandım saat muhtemelen dört gibi baktım zorla kalkmış bir şeylerini toparlıyor. Canım benim ya! Aklınca yük olmaktan kaçınıyor. O hayatımda gördüğüm en ince, en mütavazı dostum benim. Gittim yanında durdum. Kızacağını bildiğimden ses çıkarmadım. Kafasını kaldırıp bana baktı. Üzüldüğümü görünce gülümsedi. İyiyim ben dedi ve yatağına döndü. Çamaşırlarını ayıklıyormuş.
Albatros iyileşecek bunu hissediyorum. Hele bir İstanbul'a gidelim. Eğer bu dünyada biri bu tümörden kurtulabilecekse o da o dur.
Bir kaç güne çıkıyoruz. Neredeyse unutuyordum ya. Sabah homurdandı biraz. Sen gelmiyorsun, İzmir'e dön gibi şeyler söyledi bana. Ne kadar inatçı. ben de öyleyim ama. Sen iyileşene kadar Albatros ben hiç bir yere gitmiyorum. Eğer işime dönmemi, hayatıma tekrar başlamamı istiyorsan iyileşeceksin. Naber.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder